Selçuk Bayraktar, SAHA 2026’da teknokapitalizm ve yapay zeka tekellerine karşı milli teknoloji hamlesini savundu. İnsanın makineleşmesine karşı adil bir dünya vizyonu çizdi.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, SAHA 2026 fuarında yaptığı konuşmada küresel teknoloji tekellerinin insanlık üzerindeki etkilerine, yapay zeka stratejilerine ve Türkiye’nin milli teknoloji vizyonuna değindi. Bayraktar, Tepegöz destanını günümüz teknolojisiyle analiz ederek başladığı konuşmasında, SAHA 2026’nın teknolojik ve ahlaki bir yol ayrımını belirleme amacı taşıdığını vurguladı.
Bayraktar, 30 yıl önceki teknoloji ütopyasının aksine günümüzde bağımsızlığın tedarik zincirlerine, veri merkezlerine ve cihazlara sızan Teknokapitalist Küresel Tahakküm tarafından tehdit edildiğini belirtti. Bu tahakkümün, gönüllü esaret yaratan bir sistemle hayatlara girdiğini söyledi. Sosyal medya algoritmalarının faydalı içerik yerine dopamin salgılatacak, insanları ekranda tutacak öfke ve korku temelli içerikleri optimize ettiğini kaydetti.
İnsan ile makine arasındaki çizginin bulanıklaştığını, insanların hızla makineleştiği bir çağa doğru ilerlendiğini ifade eden Bayraktar, bu durumun ruhsuz bir rasyonalizm ve materyalizm tahakkümü yarattığını vurguladı. İnsanlığın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etme gayesini güttüklerini belirtti.
Sivil teknoloji ürünlerinin de insan iradesini ve ruhunu tehdit eden bir boyuta ulaştığını belirten Bayraktar, akıllı cihazların insanları bir örümcek ağına hapsettiğini söyledi. Cep telefonları, akıllı saatler ve kulaklıkların terör eylemlerinde insanları katletmek için silaha dönüştürülebildiğini örnek verdi.
Bayraktar, dev teknoloji tekellerinin dünyayı ‘Tekno-Feodalist’ beylikler gibi yönetme isteğine dikkat çekti. Bu tekellerin, savaşı, barışı ve insan hayatını sadece algoritmik çıktılar olarak gören, ahlakı ve insan ruhunu denklemden çıkaran bir zihniyetle hareket ettiğini söyledi. Bu tür manifestolara karşı adaleti, merhameti ve insan onurunu merkeze alan bir yol haritası koymak gerektiğini ifade etti.
Yapay zeka teknolojisinin gerektirdiği devasa işlem gücü ve veri toplama karşısında Türkiye gibi ülkelerin rekabet gücünü Dede Korkut destanındaki Basat karakteri üzerinden anlattı. Bayraktar, düşmanın belirlediği kurallarla değil, paradigma dönüşümü yaratarak ilerlenmesi gerektiğini vurguladı. İnsan beyninin sınırlı enerjiyle kainatın sırlarını çözdüğünü belirterek, yapay zeka ilerleme modelinin sadece donanım tekellerinin güdümündeki istatistiksel yığınlara dayanmaması gerektiğini söyledi. Fiziksel alemi ve dilin yapısını merkeze alan melez bir yaklaşım gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığı için açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım ve donanım ekosisteminin şart olduğunu vurgulayan Bayraktar, dışarıdan alınan sistemlerde açık kaynak modelinin zorunlu tutulması gerektiğini belirtti. Kuantum çağının tehditlerine karşı Kuantum-Dirençli şifreleme algoritmalarıyla donanmış milli mimariler inşa edilmesinin önemine değindi.
Verilerin tekelleşmesine ve tek elde toplanmasına asla izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, veri merkezlerine toplanan hayatlar yerine Federe Öğrenme mimarileriyle mahremiyeti bozmadan, ortak aklı merkeze taşıyan bir çözüm önerdi. Kısıtlı kaynakların statükoyu koruyan sistemlere değil, Uç Bilişim (Edge AI) modellerine yatırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca, geliştirilen yüksek teknolojinin dost ve mazlum halklarla paylaşılarak Teknolojik Dayanışma İttifakı kurulmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.
Milli Teknoloji Hamlesi’nin zihniyet devrimi olduğunu ve TEKNOFEST kuşağının bu devrimin en önemli unsuru olduğunu belirten Bayraktar, bu kuşağın zihinsel prangaları parçalamış, hürriyet sahibi bir nesil olduğunu söyledi. Bu kuşağın küresel örümcek ağının tellerini birer birer kopardığını ifade etti.
Konuşmasını, insanın henüz gelişimini tamamlamadığı ve makinenin daha üstün olduğu iddialarına karşı insanlığın üstünlüğünü vurgulayarak tamamladı. İnsanı, ruhsuz metal yığınlarıyla kıyaslamaya cüret edenlere karşı, insanın yaratılmışların en şereflisi olduğunu hatırlattı. İstikbalin anahtarının başkalarının yazdığı karanlık satırlarda değil, insanın iradesinde ve bir olmanın sırrında yattığını belirtti.
Zirve Ankara, başkent Ankara başta olmak üzere Türkiye gündemindeki gelişmeleri anlık, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına ulaştırmayı amaçlayan dijital haber platformudur. Siyasetten ekonomiye, yerel gelişmelerden son dakika haberlerine kadar geniş içerik ağıyla gündemin zirvesini sunar.
Yorum Yap